Dokümanlar

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu

İndirmek İçin Tıklayın

ADR nedir ?

Tehlikeli maddelerin taşınması konusunda; ambalajlama, dolum, nakliye, boşaltma ve tanker üretimi yapan firmalara bir dizi yaptırım ve belgelendirme zorunluluğu getiren Tehlikeli Malların Karayolu ile Uluslararası Taşımacılığına İlişkin Avrupa Anlaşması (ADR); 2014 yılında Türkiye’de tam olarak hayata geçmiştir.

Uluslararası alanda 1968 yılından bu yana uygulanan, Türkiye’nin ise 2010 yılında taraf olduğu bu anlaşmanın Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar başlıkları 1 Ocak 2011 tarihinde yürürlüğe girerken, anlaşmanın tamamen yürürlüğe girişi ise kademeli olarak;

  • İşaretleme, etiketleme ve ambalajlamayla ilgili hükümleri 1 Ocak 2012
  • Taşıma araçlarıyla/üniteleriyle ilgili hükümleri 1 Ocak 2013
  • Diğer hükümleri ise 1 Ocak 2014 yürürlüğe girecek.

 

ADR Belgesi nedir?

ADR kuralları olarak adlandırdığımız Tehlikeli Maddelerin Karayolunda Taşınmasına İlişkin Avrupa Anlaşması’nın mevzuatımıza girişiyle ilgili kısa bir açıklama yapacak olursak;

'ADR Konvansiyonu’ uluslararası alanda 1968 yılından beri uygulanan ve bu gün itibariyle 27 Avrupa Birliği üyesi olmak üzere Türkiye'nin de içinde bulunduğu toplam 46 ülkenin taraf olduğu uluslararası bir anlaşmadır.

AB üyelik sürecini yürüten ülkemiz 94/55 sayılı AB Direktifi aracılığıyla 6.12.2005 tarihinde ‘ADR Konvansiyonu’na taraf olmayı uygun görmüş, böylelikle gerek kamuoyu bilgilendirme ve farkındalık eğitimleri gerekse mevzuatın hazır hale getirilmesi yönündeki çalışmalar hız kazanmıştır.

2004 yılında önemli bir çalışmayla taşımacılık sektörümüze kazandırılan 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunumuz ile yeniden yapılandırılan karayolu taşımacılık sektörümüz, bu kapsamda ilgili konvansiyonel yapıya uyumu sağlamak amacıyla yayımlanan 31 Mart 2007 tarih ve 26479 sayılı Tehlikeli Maddelerin Karayoluyla Taşınması Hakkındaki Yönetmelik ile ADR kurallarıyla tanışmıştır.
Yürürlük açısından bir çok kez ertelenen yönetmelik en son şekliyle; “Yetki Belgesi alma zorunluluğu 1/1/2011 tarihinde”, “İşaretleme, etiketleme ve ambalajlamayla ilgili hükümleri 1/1/2012 tarihinde”, “Taşıma araçlarıyla/üniteleriyle ilgili hükümleri 1/1/2013 tarihinde”, “Diğer hükümleri ise 1/1/2014 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yeniden düzenlenmiştir.

Kimler bu belgeyi almak zorundadır?

Yukarıda ifade ettiğimiz taşıma araçları/üniteleriyle ilgili hükümler yönetmeliğin temelini oluşturan ADR Konvansiyonu'nun 6.8 bölümünde açıklanmaktadır. Buna göre tehlikeli yük naklinde kullanılan ambalajlar, orta boy dökme konteynerler (IBC’ler), büyük ambalajlar ve tanklar için yapı ve test şartları kapsamındaki gereklilikler sıralanmıştır.

Bu noktada işletmeler imal edecekleri taşıma ünitelerinin bu yeterliliklere sahip olmasını sağlamak zorundadır. İşletmelerin bu yeterlilikleri 'ADR Belgesi’ olarak bilinen üretim yetkilendirmesiyle tarafsız kuruluşlarca gerçekleştirilir. Yukarıdaki söz konusu kapsamlarda üretim yapan tüm işletmeler bu belgeye sahip olmak zorundadır.

Üretim süreçleri yeniden düzenlenecek

ADR Belgesi’ne sahip olmak neden zorunludur?

İlgili düzenlemelerin genel mantığı (ki bu genel mantık ADR kurallarının temelini oluşturur) taşımada tehlike ve risklerin minimize edilmesidir. Karayolunda taşınan tehlikeli yüklerin mümkün olan en üst seviyede güvenlik önlemleri alınmış taşıtlarla nakledilmesi yine kuralların temel amacıdır. Mevzuatın getirdiği zorunluluğun yanı sıra üretici işletmeleri bu yaptırıma iten bir başka neden, bu kapsamda taşımacılık yapan lojistik sektörünün ilgili taşımalarını yönetmeliğin yürürlük tarihi itibariyle ADR'li araçlarla yapma ihtiyacıdır.

Üretici işletmeler bu sebeple gelecek planlaması yapan lojistik sektörünün erken talepleriyle karşı karşıya kalmakta ve üretim süreçlerini buna göre yeniden düzenlemek zorundadır.

Belgesini almaya hak kazanan üretici bu bağlamda hangi avantajlara sahip olacak?

Öncelikle elbette işletmede kalite çıktısı ve pazar payı kısa vadede önemli bir değişim gösteriyor, çünkü bildiğiniz gibi bu kapsamda üretim yapabilen işletme sayısı oldukça az ve bir elin parmağını geçmiyor. Lojistik işletmeler, taşıyıcı firmalar ve özellikle ihraç ürünleri sevk eden kuruluşlar bu nitelikteki taşıtlara sohbetimizin başında da dediğimiz üzere oldukça yoğun ilgi gösteriyor. Yönetmeliğin yayımlanması ile bu işletmeler filolarında yenilemeye giderken ADR konusunu en önemli satın alma şartı olarak da gündemlerine alıyorlar. Bu durum ilgili taşıtların talep düzeyini özellikle son 1 yıl içerisinde bir hayli yükseltmiştir. Mevcut üretici firmaların 2010-2011 yılı ortalama sipariş oranı ADR' li araçlar için yüzde 70-80 civarında bir seviyeye ulaşmıştır. Bu sebeple her bir üretici pazarda ayakta kalabilmek için ya bu sistemi işletmesine entegre etmeye yada günü kurtarmak adına ADR şartı aranmayan orta doğu pazarına -özellikle Irak- yönelmek zorunda kalmıştır.

Bu sistemin başka bir boyutu da söylediğimiz gibi işletmedeki kalite politikasına etkisidir. Ülkemizde son yıllarda gelişen ve değişim gösteren ekonomik düzey işletmelerimizdeki sürdürülebilir rekabeti de zorunlu kılmaktadır. Daha önce bir yük olarak görülen kalite yönetim sistemleri, artık firmaların kısa orta ve uzun vadeli işletme planları yapmasında etkili oluyor. Kaynakların verimli kullanılması ve işletmelerin müşteri taleplerini en iyi şekilde karşılayabilme yetenekleri bu şekilde gelişim gösterebilmektedir. Bunun farkında olan işletmeler artık vakit geçirmeden mesleki ve teknik alt yapısını da buna göre düzenlemektedirler. Konumuza giren işletmeler bu anlayış çerçevesinde bir an önce hazırlıklara başlamalı ve sektörde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya gelmeden tedbirlerini almalıdır, çünkü pazarda avantajlı duruma gelmenin başka yolu görünmemektedir.

Belge almayan imalatçı firmaların karşılaşacağı yaptırımlar nelerdir?

Firmalar üzerinde bir pazar baskısı zaten oluşmuş durumda. tanker imal ediyorsunuz ve aldığınız her beş telefonun üçünde/dördünde “ADR'li üretiminiz var mı?” sorusuyla karşılaşıyorsunuz. Bu farklı pazarları değerlendirebilen işletmeler için şimdilik çok bir şey ifade etmese de maalesef bu farklı pazarlara giremeyen işletmeler için önemli bir sıkıntı haline geliyor.

Bu noktada şunu da hemen ifade edelim; kuralların/ yönetmeliğin yürürlüğe gireceği tarihten sonra da aslında üretici üzerinde doğrudan bir yaptırımından söz etmek doğru olmaz. Yani birileri kalkıp da ‘ya bu belgeyi alacaksın ya da işletmeni kapatacaksın’ demeyecektir. Temel soru/sorun şudur: “İşletme uygunsuz olarak imal edeceği taşıtları kime satacaktır?” Bizce en büyük yaptırım da budur.